“Yakınlık Koordinatörlüğü lüks değil; güvenli set kültürünün temeli”
- Muhammet Uzuner
- 7 Kas 2025
- 10 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 7 Kas 2025
Derya Özsoy / Buse Torun
Oyuncular Sendikası’ndan Gizem Erman Soysaldı ve Ece Türkmut Dere, “yakınlık koordinatörlüğü” işini yalnızca oyuncularla değil, setteki tüm ekip üyeleriyle ilgili olduğuna dikkat çekiyor:
Giriş:
2017’de küresel #MeToo hareketiyle görünür hâle gelen cinsiyet temelli şiddet tartışmaları, Türkiye’de sanat ve medya sektörlerinde de güçlü yansımalar buldu. 2025 Eylül’ünde kültür-sanat alanında kadınların başlattığı yeni ifşa dalgası, üretim süreçlerindeki güç dengesizliklerini ve yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. Bu dalga, yalnızca bireysel deneyimleri değil, çalışma kültürünün dönüşmesi gereğini de görünür kıldı.
Tam da bu dönemde, 2018’de kurulan Oyuncular Sendikası Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Ayrımcılık ve Tacizle Mücadele Birimi, “Yakınlık Koordinatörlüğü” çalışmalarını merkezine alarak sektörde kalıcı bir dönüşümün zeminini hazırlıyor. Birim, audition sürecinden prova ve set ortamına kadar tüm üretim aşamalarında rızaya dayalı, şeffaf ve güvenli bir çalışma kültürü için rehberler yayınlıyor; Audition Kuralları, Taciz Tanımları ve Çıplaklık ile Simüle Edilmiş Cinsellik Sahneleri İçin Yol Haritası gibi protokollerle sektörel standartlar oluşturuyor.
Yakınlık koordinatörleri, yalnızca oyuncuların değil, kamera arkasındaki tüm ekip üyelerinin de güvenliğini gözetiyor. 2025’te sendika çatısı altında Yakınlık Koordinatörlüğü eğitimlerinin başlaması planlanırken, bu alan Türkiye’de güvenli set kültürünün kurumsallaşması yönünde önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Gizem Erman Soysaldı ve Ece Türkmut Dere ile yakınlık koordinasyonunun Türkiye’deki gelişimini, güç dinamiklerinin nasıl dönüştüğünü ve güvenli set kültürünün geleceğini konuştuk.
Öncelikle davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sizi biraz daha yakından tanımak isteriz. Meslek hayatınızdan ve Oyuncular Sendikası’ndaki sorumluluğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Gizem Erman Soysaldı: Merhaba, ben Gizem Erman Soysaldı. Oyuncuyum ve çok küçük yaşlardan itibaren profesyonel olarak oyunculuk yapıyorum. Mülkiye'de Uluslararası İlişkiler okudum. Studio Oyuncuları'nda oyunculuk eğitimi aldım. Yıllar sonra Sanat Politikaları alanında yüksek lisans yaptım ve kamera önü oyunculukta eğitim modelleri üzerine tez yazdım; bu konuda üniversitelerde ve çeşitli atölyelerde dersler veriyorum. Kasım 2024 itibarıyla Oyuncular Sendikası Yönetim Kurulu üyesiyim ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Ayrımcılık ve Tacizle Mücadele Birimi’nin sorumluluğunu yürütüyorum. Daha önceki yıllarda da bu birimde görev almıştım.
Ece Türkmut Dere: Davetiniz için teşekkür ederim. Ben Ece Türkmut Dere. Yakınlık Koordinatörüyüm. Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Dramatik Yazarlık-Dramaturji Bölümü’nden mezun oldum, ardından aynı üniversitenin Sahne Sanatları Enstitüsü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Hem eğitim hem profesyonel hayatım boyunca ağırlıklı olarak hareket ve travma bilgili hareket üzerine çalıştım. Bu süreç beni doğal olarak yakınlık koordinasyonu alanına taşıdı ve bugün Yakınlık Koordinatörü olarak çalışmalarımı hem Amerika’da hem Türkiye'de sürdürüyorum.
2017’de dünyada örneklerini gördüğümüz ve 2020’de Türkiye’de de konuşulmaya başlanan MeToo hareketiyle beraber “intimacy” (yakınlık) kavramının konuşulması gereken önemli bir alan hâline geldiğini düşünüyoruz. “Intimacy” ya da yakınlık nedir? Türkiye’de ve dünyada bu kavram nasıl kullanılıyor?
E.T.D.: MeToo hareketi aslında 2006’da başladı ama sektörde asıl etkisini 2017’de gösterdi. Türkiye’deki yansımaları ise hâlâ devam ediyor. Bu süreç, canlı performanslarda ve setlerde var olan güvenlik açıklarını görünür kıldı. “Intimacy”, yani “yakınlık”, sadece romantik ya da cinsel sahneleri kapsamaz; sahnede, sette veya yaratıcı sürecin herhangi bir aşamasında iki kişi arasındaki fiziksel, duygusal ve bedensel tüm teması içerir. Buna romantik yakınlaşmalar, şiddet sahneleri, travmatik sahneler, medikal sahneler, dokunma yoğunluğu olan sahneler ve çocuklarla etkileşim gibi hassas alanlar da dâhildir. Ayrıca bütün bu süreçlerin dokümantasyonu ve raporlanması da vardır.Dünyada bu kavram artık profesyonel bir alan; yakınlık koordinatörleri sahnedeki tüm ekibin güvenliğini sağlamak ve yaratıcı süreci desteklemek için aktif rol alıyor. Türkiye’de bu alan henüz yeni ama hızla önem kazanıyor. Yıllarca doğaçlama ya da sadece yönetmen yönlendirmesiyle çekilen yakınlık sahneleri, farkında olmadan güç dengesizliklerini ve sınır ihlallerini görünmez kılabiliyordu. Bu farkındalık; güvenli, onaya dayalı ve şeffaf bir çalışma kültürü oluşturmak için önemli bir adım oldu. Üstelik bu yaklaşım, oyuncuların kendilerini daha güvende hissetmelerini ve çok daha özgür, yaratıcı performanslar sergilemelerini sağlıyor.
Oyuncular Sendikası’nda bu birimle ilgili son iki yıldır özenli bir çalışma yapıldığını görüyoruz. Geçtiğimiz mayıs ayında da Türkiye’deki ilk ve tek Yakınlık Koordinatörü Ece Türkmut Dere ile bir atölye gerçekleştirdiniz. Oyuncular Sendikası bu birimi kurmaya hangi ihtiyaçla karar verdi? Sendika içindeki süreçlerden ve FIA’nın (International Federation of Actors) bu konudaki katkısından bahsedebilir misiniz?
G.E.S.: Oyuncular Sendikası, oyuncuların güvenliğini sağlamak, sınır ihlallerini önlemek ve onaya dayalı bir çalışma ortamı oluşturmak için böyle bir girişimde bulundu. FIA’nın set güvenliği rehberleri de yol gösterici oldu.Evet, son iki yıldır Ece Türkmut Dere ile birlikte çalışıyoruz. Sektöre yakınlık koordinatörlüğü mesleğini tanıtmak için bu süre içinde iki lansman gerçekleştirdik, bilgilendirici videolar yayımladık ve bazı rehberler hazırladık. Sendika ile Ece’nin yakın iş birliği sayesinde şu anda 11 projede yakınlık koordinatörü görev aldı. Sektör artık bu uzmanlık alanının ne kadar gerekli ve süreci ne kadar kolaylaştırıcı olduğunu fark etmiş durumda.
E.T.D.: Oyuncular Sendikası’nın davetiyle, uluslararası güncel ve güvenli uygulamaların Türkiye’de standartlaşması için gönüllü danışman olarak görev alıyorum. Amacımız; sektörde güvenli, şeffaf ve onaya dayalı çalışma pratiklerini yaygınlaştırmak.
Yıllardır bu konuda mağduriyet yaşayan oyuncuların varlığı söz konusu, ancak somut bir çözüm üretilemediği için 2025’te “intimacy” kavramını yeni konuşabiliyoruz. Yakınlık koordinatörlüğü süreci Türkiye’de neden bu kadar yeni?
G.E.S.: Amerika’da yakınlık koordinatörlüğü ilk kez 2017 yılında kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ise 2024 yılında bu uygulamayı hayata geçirdik. Keşke tüm dünyada çok daha önce uygulanmaya başlansaydı, ancak dünyadaki örneklere baktığımızda hiç de geç kalmış sayılmayız.
E.T.D.: Öncelikle bence çok geride değiliz. Herhangi bir hareketin temeli, kamuoyunun dikkatine sunulmadan çok daha önce atılır. Onlarca yıldır zemin hazırlayan yazarlar, akademisyenler, aktivistler ve uygulayıcıların çabalarını göz ardı edersek, yakınlık koordinatörlüğü çalışmalarının gelişimini doğru değerlendiremeyiz.Amerika örneğine bakacak olursak, yakınlığın sahnelenmesi üzerine yapılan ilk akademik araştırma ile resmi olarak “yakınlık koordinasyonu” alanında somut adımların atılması arasında yaklaşık on yıl vardır. Bu süre boyunca sayısız çalışma yürütüldü, eğitimler geliştirildi ve düzenlemeler yapıldı. 2017’de sadece birkaç profesyonel vardı; o zamandan bu yana mesleğin eğitim standartları, uygulama çerçeveleri ve düzenlemeleri sürekli gelişti. 2019’un sonunda Amerika’da meslek çerçevesi büyük ölçüde şekillendi ve yaygınlaşmaya başladı. Bunu göz önünde bulundurursak biz de aslında oldukça hızlı ilerliyoruz.Kaldı ki bu sadece mesleği tanıtmakla olmuyor; geleneksel eğitim sistemlerinde, yasal düzenlemelerde ve uygulama modellerinde değişiklikler yapmak gerekiyor. Bu, bir gecede gerçekleşebilecek bir şey değil. Yakınlık koordinatörlüğünün sektörde oturması zaman, sabır ve sistematik bir çaba gerektiriyor.
Amerika Oyuncular Sendikası SAG-AFTRA, “intimacy” kavramını oyuncular ve yapım ekibi arasında bir irtibat görevlisi, destekçi ve sahne koreografı olarak tanımlıyor. Türkiye’de ve Oyuncular Sendikası bünyesinde bu tanım nasıl şekilleniyor?
G.E.S.: SAG-AFTRA, yakınlık koordinatörünü sahnelerde veya sette fiziksel, duygusal, romantik ya da cinsel yakınlık içeren sahnelerin güvenli, rızaya dayalı ve profesyonel bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan bir uzman olarak tanımlar. Biz de Oyuncular Sendikası olarak bu tanımları ve protokolleri SAG-AFTRA ile paralel biçimde kullanıyoruz. Yakınlık koordinasyonu, bu sahnelerin etik ve profesyonel bir çerçevede gerçekleştirilmesini sağlayan bir uzmanlık alanı. Ece aynı zamanda SAG-AFTRA üyesi olarak birimimizin çalışmalarında protokollerin oluşturulmasına katkı sağlıyor ve bu uygulamaların sektörde yaygınlaşması için iş birliği yapıyoruz.
FIA’nın yaptığı anket raporuna göre yakınlık koordinatörlüğü uzmanları için eğitim ve sertifika gereklilikleri hâlâ uluslararası bir standart kazanmamış durumda. Mevcut koşullarda kimler yakınlık koordinatörü olabilir? Bunun belirlenmiş bir eğitim modeli veya yöntemi var mı?
G.E.S.: FIA, 60’tan fazla ülkede yaklaşık 90 üye kuruluşu temsil ediyor ve her ülkenin sinema, tiyatro ve televizyon sektörü farklı yasal çerçevelere, kültürel normlara ve eğitim sistemlerine sahip. Bu nedenle, yakınlık koordinatörlüğü için evrensel bir eğitim ve sertifikasyon standardının henüz olmaması normal. Fakat SAG-AFTRA bu konuda daha belirgin bir çerçeve sunuyor.
E.T.D.: Evet. SAG-AFTRA’nın yakınlık koordinasyonu için bir akreditasyon programı var ve sınırlı sayıda eğitim programını onaylıyor. Bu programlar belirli bir müfredat ve standart içeriyor; akredite olmayan kurumların verdiği atölye ve eğitimler resmi olarak kabul edilmiyor. Benim aldığım eğitim de SAG-AFTRA sertifikalı bir eğitim. Bütün sertifikasyon sürecinin tamamlanması üç yılı buluyor. Sonrasında da sertifikanızın devamlılığı için düzenli aralıklarla eğitimlere katılmanız gerekiyor.
FIA’nın raporlarında Safe Sets adlı bir eğitim modülünden de bahsediliyor. Bu modele göre, yakınlık koordinatörü adaylarının yönetmenlik, hareket veya oyunculuk alanında en az beş yıl deneyime sahip olması gerekiyor. Oyuncular Sendikası yakınlık koordinatörlerini neye göre seçiyor? Safe Sets gibi bir uygulamadan yararlanıyor musunuz?

“Taciz ve istismar sadece oyuncuları değil, kameramanı, ışıkçıyı, yönetmen yardımcısını da etkileyebilir.”
G.E.S.: Evet. Safe Sets, sahne, sinema ve televizyon sektörlerinde yakınlık koordinatörlüğü konusunda bir uygulama protokolü sunuyor. 2020 yılında Güney Afrika’da kuruldu. Safe Sets ve SAG-AFTRA protokolleri birbirine oldukça benzer. Bu konuyu çok ciddiye alıyoruz. Bu işin yetkin uzmanlarca yapılması çok önemli. Mevcut koşullarda sendika yalnızca SAG-AFTRA onaylı bir eğitimi tamamlamış ve sertifika sürecini başarıyla bitirmiş kişileri yakınlık koordinatörü olarak kabul ediyor. Çünkü SAG-AFTRA sadece önceki deneyimi değil, eğitim sonrası süpervizyon süreçlerini de değerlendiriyor. Böyle bir eğitimi tamamlamış tek uzmanımız var. O nedenle Ece ile iletişime geçtik.
E.T.D.: Yakınlık koordinatörü olmak için sektörel deneyim gerçekten çok önemli. Eğitime kabul edilmek için sahne, set veya hareket temelli alanlarda profesyonel deneyimi olan, koreografi ve travma bilgisine sahip, iletişim becerileri güçlü kişilere öncelik veriliyor. Ancak işin en kritik kısmı kültürel değişime aracılık edebilmek; bu nedenle motivasyonunuzun sağlam ve etik bir dayanağı olmalı. Türkiye’de de aynı standartlarda bir eğitim programı oluşturmak için çalışmalarımız sürüyor.
Yakınlık koordinatörleriyle çekilen cinsellik sahneleri genellikle koreografiye bağlı ilerliyor. Örneğin Poor Things filminde Emma Stone, yoğun sahnelerde yakınlık koordinatörünün varlığının kendisini çok rahatlattığını söylüyor. Seks sahnelerinin koreografiye bağlanması neden önemli? Oyuncular için tetikleyici unsurlar neler olabilir?
E.T.D.: Özellikle simüle cinsellik sahnelerinin koreografiye bağlanması gerçekten çok önemli, ama bu bir dans koreografisi gibi değil. Koreografi ile sahne hem oyuncular hem de ekip için öngörülebilir ve tamamen onaya dayalı bir şekilde çekilebiliyor. Yaptığımız hareket planı, oyuncuların sınırlarını netleştirmemizi, hangi hareketlerin nasıl yapılacağını ve dokunuşların hangi açıdan gerçekleşeceğini önceden belirlememizi sağlıyor. Böylece sahnede ani sürprizler yaşanmıyor; oyuncular kendilerini güvende hissediyor ve performanslarına odaklanıyor. Ayrıca koreografi gerektiğinde tekrarlanabilir bir hareket planı sunduğu için yönetmene de büyük kolaylık sağlıyor. Simüle cinsellik veya çıplaklık içeren sahnelerde oyuncular için tetikleyici olabilecek pek çok unsur var: geçmiş travmalar, özel sınırların ihlali, beden hassasiyetleri, güç dengesizliği hissi veya beklenmedik dokunuşlar bunlardan bazıları. Yakınlık koordinatörlüğünün amacı yalnızca estetik bir sahne yaratmak değil, hem oyuncuların hem de ekibin psikolojik ve fiziksel güvenliğini sağlamak.
“Mavi En Sıcak Renktir” filminin setinde yönetmenin, lezbiyen iki kadını canlandıran oyunculara yoğun bir mobbing uyguladığı ve oyuncuları hem zihinsel hem fiziksel olarak yıprattığı biliniyor. Dünyada ve Türkiye’de kadın ve eşcinsel oyuncuların erkek oyunculara oranla daha fazla suistimal edildiğine dair veriler var mı?
E.T.D.: Evet, film Cannes’da Altın Palmiye kazandı ama çekim süreci yüzünden büyük tepki topladı. Oyuncular, sette mobbing ve manipülasyona maruz kaldıklarını, çok uzun ve yorucu koşullarda çalıştırıldıklarını açıkladı. Bazı sahnelerin kendilerine haber verilmeden çekildiğini, kameraların açık olduğunu bilmediklerini ve neyin çekildiğini ilk kez filmin gösteriminde, izleyicilerle birlikte gördüklerini anlattılar. Eleştirmenler filmi “erkek bakışı” açısından sert biçimde eleştirdi; hatta bu yaklaşımın sanat olarak kabul edilmemesi gerektiğini savunanlar oldu.Fransa’da 2025’te yürürlüğe girmesi planlanan yeni bir düzenleme ile film prodüksiyonlarında cinsiyetçilik, ayrımcılık ve cinsel şiddetle mücadele taahhüdü içeren bir “şiar” imzalanması zorunlu olacak. Şu an ülkede yanlış bilmiyorsam yalnızca dört yakınlık koordinatörü bulunuyor. Kültürel direnç, geleneksel sanat anlayışı ve sektörün yapısı bu değişim sürecini yavaşlatıyor. Kadın, eşcinsel ve trans oyuncuların sektörde daha fazla suistimale uğraması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ayrımcılığın bir sonucu. Temsil çok önemli; sadece var olmak yetmez, kimliklerin doğru, saygılı ve adil bir şekilde gösterilmesi gerekir. Eğer bu film aynı koşullarda Amerika’da çekilmiş olsaydı, ciddi yaptırımları olurdu.
2017 yılında Anthony Rapp, gençken Kevin Spacey’nin kendisine cinsel yaklaşımda bulunduğunu açıkladı. Bu örnekten yola çıkarak taciz ve istismar yalnızca kadın oyuncuları değil, erkek oyuncuları da etkileyebiliyor. Sizin yakınlık biriminiz yalnızca kadın oyunculara mı odaklanıyor, yoksa cinsiyet ve cinsel yönelim fark etmeksizin tüm oyuncuları kapsayan bir yaklaşımı mı benimsiyor?
E.T.D.: Cinsiyet veya cinsel yönelim fark etmez; çalışma alanında en önemli konu güç dinamikleridir. Ayrıca yakınlık koordinasyonu sadece oyuncularla sınırlı değil; setteki tüm ekip üyelerini de kapsıyor. Taciz ve istismar yalnızca oyuncuları değil, kameramanı, ışıkçıyı, yönetmen yardımcısını da etkileyebilir. Ama bu önemli bir soru çünkü erkek oyuncuların “hazır olduğu” algısı sıkça yanlış biçimde onay olarak görülüyor. Toplumsal normlar, erkeklerin sınırlarını açıkça ifade etmesini zorlaştırıyor; bu da suistimalin fark edilmeden veya görmezden gelinerek devam etmesine yol açıyor. Hatta bu algı toksik kültürü de besliyor: “Ne olacak, erkekler her zaman hazırdır, sınırlarını belirtmeye gerek yoktur” gibi bir anlayış, riskleri görünmez kılıyor. Biz hem oyuncuların hem de ekibin güvenliğini eşit şekilde gözetiyoruz.

FIA’nın yaptığı anket sonuçlarına göre yapımcılar, yakınlık koordinatörlerini işe almanın ek maliyet getireceğini ve yapım sürecini uzatacağını düşünüyor. Ayrıca Türkiye’de yakınlık koordinatörlüğü henüz hukuki olarak tanımlanmış bir meslek değil. Yakınlık koordinatörlüğüyle çalışmanın yapımcılar açısından maliyeti nedir? Bu uygulamanın “doğallığına” ya da “estetiğine” zarar verebileceği yönündeki itirazlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
G.E.S.: Evet, Türkiye’de henüz resmi bir meslek tanımı yapılmamış olabilir; ama bu, yakınlık koordinatörlüğünün profesyonel bir alan olmadığı anlamına gelmez. Biz Oyuncular Sendikası olarak bu alanı profesyonel bir uzmanlık olarak görüyor ve tanıyoruz. Hatta SAG-AFTRA örneğinde olduğu gibi, yakınlık koordinatörleri sendika çatısı altında konumlandırılıyor; mesleki standartlar ve protokoller sendika aracılığıyla belirleniyor. Yani bu sadece ek bir rol değil, sektördeki profesyonel bir uzmanlık alanı.
Özetle yakınlık koordinatörlüğü, lüks bir tercih değil; tamamen bir işçi güvenliği meselesidir. Bu konuya böyle bakmak gerekir.
E.T.D.: Bir dövüş ya da kaza sahnesi çekecekseniz bir dublör (stunt) koordinatörüne ihtiyaç duyarsınız; bunun gerekliliğini kimse sorgulamaz. Aynı şey yakınlık koordinasyonu için de geçerlidir. Bizim öncelikli işimiz güvenlik. O açıdan işimiz dublör koordinatörüne çok benzer. Biz hikâyeyi beden üzerinden anlatıyoruz ve bunu hem estetik hem de güvenli bir biçimde yapmayı hedefliyoruz. Bunun için özel eğitimler aldık; sahneleri güvenli, inandırıcı ve estetik biçimde kılacak bilgiye ve tekniğe sahibiz. Yakınlık koordinatörlüğü kullanılan prodüksiyonlarla kullanılmayanları karşılaştırdığınızda, hangisinin daha gerçekçi ve estetik olduğunu kolayca görebilirsiniz. Ayrıca bizim çalışmamız sahnelerin önceden planlı ve net biçimde çekilmesini sağlıyor. En büyük çalışmamız, yani hazırlık süreci, ön yapım aşamasında gerçekleşiyor ve bu da yapımcılar açısından zaman kaybını önlüyor. Bu yüzden bugüne kadar birlikte çalıştığım yapımcılardan herhangi bir itiraz görmedim; aksine süreç her zaman daha verimli ve sorunsuz ilerlediği için memnunlar.Maliyet konusu tamamen projenin ihtiyaçlarına göre değişebilir. Ancak bizim mesleğimizde uluslararası standartlara uygun olarak alt birim–üst birim sistemi vardır. Bu yapı, haksız rekabeti önlemek ve uygulamaların dünyada tutarlı, adil ve profesyonel biçimde yürütülmesini sağlamak için geliştirilmiştir.
Yakınlık koordinatörünün yalnızca sette bulunmasıyla mı ilgileniyorsunuz, yoksa tiyatro provalarında da etkili olabilecek bir uygulamadan söz etmek mümkün mü?

E.T.D.: Yakınlık koordinasyonu yalnızca sette çalışmaz; canlı performanslarda da çok önemli bir rol oynar. Örneğin Broadway ve dünya tiyatrolarında yakınlık koordinasyonu artık yaygın bir uygulamadır. İlk kez “Bakkhalar” oyununda kullanıldı; ilk yazılı düzenlemeleri ise Chicago tiyatroları yaptı. MET Opera’nın kadrolu yakınlık koordinatörleri var. Sette kamera açılarıyla çalışıyoruz, ancak sahnede farklı bir dinamik söz konusu; seyirci de işin içinde. Bu nedenle sahneleri öyle planlamalıyız ki hem her gösterimde tekrar edilebilir olsun hem de her açıdan seyirciye oyuncular arasındaki mesafeyi ve bloklamayı net biçimde gösterelim.
Özellikle genç oyuncular audition’larda, sette ve provalarda işlerini kaybetme korkusuyla uğradıkları tacizi kabullenmek ya da tanımlayamamak durumunda kalabiliyor. Yakınlık koordinatörü bu tanımlamaları yapmak konusunda yardımcı olabilir mi?
G.E.S.: Kesinlikle. Yakınlık koordinatörü, sahnelerdeki fiziksel ve duygusal sınırların fark edilmesini sağlar ve oyuncuların yaşadıklarını tanımlamalarına yardımcı olur. Yani yalnızca sahnelerin güvenliğini sağlamakla kalmaz, oyuncuların haklarını ve sınırlarını anlamalarına, ifade etmelerine de aracılık eder.E.T.D.: Sınırları ve onayı korumak için güç dinamiklerini ve olası ihlallerin nasıl gerçekleşebileceğini anlamak gerekir. Bunun için kurumlara danışmanlık yapabilir, rehberler hazırlamaya destek olabilir ve atölyeler düzenleyebiliriz. Türkiye’deysem davet edildiğim her yere katılmaya çalışıyorum. Örneğin en son Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde “Sınırlar” üzerine kısa bir atölye gerçekleştirdik. Ayrıca yapımcılar için eğitimler düzenliyoruz ve “kapalı set protokolü” oluşturma gibi konularda danışmanlık veriyoruz.
Yakınlık koordinatörü, oyuncunun performansını sağlıklı bir biçimde gerçekleştirebilmesi için kimlerle ilk teması kurmalı? SAG-AFTRA’nın önerdiği eğitim modülünde yapım öncesi toplantılar ve ücret skalası gibi konulara yer veriliyor. Örneğin senaryo aşamasında menajer de bu temasın ilk halkası olabilir mi? Yakınlık koordinatörü oyuncudan önce kimlerle iletişime geçer?
E.T.D.: Öncelikle yapım ekibiyle temasa geçeriz ve proje için bir risk analizi hazırlarız; bunu önceden raporlarız. Ardından yönetmen ve ekibiyle, görüntü yönetmeni, kostüm tasarımcısı gibi diğer departmanlarla sırayla görüşmeler yaparız. Tüm bu verileri topladıktan sonra oyuncu görüşmesini gerçekleştiririz. Oyuncunun bu sahneler özelinde yakınlık ve çıplaklık için ek sözleşmesini hazırlarız.Menajerlerle de görüşebiliriz, ancak burada Amerika ile Türkiye arasında fark var. Amerika’da nadiren menajerle görüşmem gerekiyor çünkü sektörde herkes yakınlık koordinatörünün ne yaptığını, nasıl çalıştığını ve ne bekleyeceğini biliyor. Ayrıca casting sürecinde oyuncuya tüm bilgiler eksiksiz veriliyor; yani oyuncu rolün doğasını tam olarak bilerek kabul ediyor. Türkiye’de ise mesleği ve kapsamını hâlâ anlatıyoruz, bu nedenle bazen menajerlerle de görüşmek gerekiyor.
Koordinatörlüğün gördüğü ihtiyaçlar kapsamında geleceğe dair ne gibi planlarınız var? Yakınlık koordinatörlüğünün sözleşmelere dahil edilmesi veya hukuki bir zemine taşınması yönünde bir çalışma yürütüyor musunuz? Bu süreçte dijital araçlar — örneğin uygulamalar ya da yapay zekâ — destekleyici olabilir mi?
E.T.D.: Yakınlık koordinatörlüğünün geleceğe dönük planlarında, oyuncuların sözleşmelerle ilgili haklarını korumak önemli bir başlık. Önceliğimiz genel protokollerin sektör tarafından benimsenmesini sağlamak. SAG-AFTRA yakınlık koordinatörlüğünü başlangıçta sadece “en iyi uygulama” olarak önerdi; zorunluluk yoktu ama sektör hızla benimsedi ve bugün neredeyse her projede kullanılıyor. Bizde de protokoller benimsendiğinde, yakınlık koordinatörlüğü organik olarak süreçlere eklenecektir.
G.E.S.: Dijital uygulamalar ve yapay zekâ araçları, sahne ve setlerde riskleri önceden tespit etmeyi, onay süreçlerini dijital olarak kaydetmeyi ve iletişimi kolaylaştırmayı sağlayabilir. Ancak önceliğimiz her zaman güvenlik ve gizliliktir. Geleceğe dair planımız, önce yasal bir çerçeve oluşturmak, ardından bunu teknolojiyle destekleyerek süreci güvenli, şeffaf ve sürdürülebilir kılmaktır.


